Brexit ve Beyaz Eşya Sektörünün Birleşik Krallık Pazarına Açılım Stratejisi Üzerine Bir Değerlendirm
- 4 May 2017
- 3 dakikada okunur
23 Haziran 2016 tarihinde Birleşik Krallık’ ta yapılan Brexit oylamasında AB’ den ayrılma kararı çıkmıştı. Bu karar, ardından birçok değişiklik ve belirsizliği de beraberinde getirdi. İngiltere Başbakanı David Cameron istifa ederek görevinden ayrıldı. Yerine sıkı göçmen politikaları ile tanınan İçişleri Bakanı Theresa May geldi. Bu süre zarfında AB’ den Birleşik Krallık’ ın bu kararına sert tepkiler yükseldi. Sessiz geçen bir dönem sonrasında Şubat ayının ilk haftası İngiltere' de Parlamento' da yapılan oylamada, milletvekilleri büyük bir çoğunlukla hükümete ülkenin AB' den çıkış müzakerelerine başlama yetkisi verdi. İlgili yasa tasarısı Avam Kamarası' ndaki oylamada 122' ye karşı 494 oyla kabul edildi ve Lordlar Kamarası' na gönderildi.
Akla gelen ilk soru ise bu kararların ve belirsizliklerin Türkiye-Birleşik Krallık ticari ilişkilerini nasıl etkileyeceğidir.
Brexit’ in hayat bulmasında en önemli etken, ekonomik olarak zor durumda olan Avrupa ülkelerinden yoğun bir göç olması olarak gösteriliyor. Zira sosyal yaşamda ve iş hayatında Avrupa ülkelerinden gelen ve çalışma izni olanların büyük çoğunlukta olduğunu görmek mümkündür. AB yasaları gereği oturum ve çalışma izni olan AB vatandaşlarının ülkenin sosyal ve ekonomik sistemini önemli ölçüde etkilediğini görmekteyiz. Brexit buna karşı alınmış bir önlem olmasına rağmen bundan sonraki ticari süreci de derinden etkilecek gibi görünüyor.
Türk işadamlarının İngiltere’ de kolayca iş yapabilmesine olanak sağlayan Ankara Anlaşması’ da bu süreç ile doğrudan ilişkilidir. AB mevzuatlarına göre yapılmış bu anlaşmanın Birleşik Krallık’ ın AB’ den ayrılmasından sonra hükümsüz olacağı kesindir. Bu sürecin ne zaman tamamlanacağına dair bir tahmin yapılamaması en büyük belirsizliği oluşturmaktadır. Bunun yanısıra Birleşik Kırallık’ ın yeni pazarlar ve ülke temasları devam etmektedir. Türkiye ve Birleşik Krallık ticari ilişkilerinin sağlıklı devam edebileceğine dair bazı işaretler görüyoruz. Bu yeni pazar arayışları AB dışında güney ülkeleri ile birlikte Türkiye’ yi de kapsayacak gibi görünüyor. Birleşik Krallık dışişleri bakanı ve başbakanın yakın zamanda Türkiye temasları buna bir işaret olarak algılanmıştır.
Bilindiği üzere Birleşik Krallık vize süreci zorlu olan ülkelerin başında gelmektedir. Bu vize süreci ticari faaliyet yürütenleri de çoğu zaman mağdur etmektedir. Ekonomi Bakanlığı tarafından ihracatçılara sağlanan yeşil pasaport maalesef bu ülke için bir avantaj sağlamamaktadır. Yeşil pasaport sahipleri birçok ülkeye vizesiz girebilmelerine rağmen, Birleşik Krallık için geçerli ve yapılacak iş ile doğrudan ilgili bir vize alınması gerekmektedir.
Bu ülke ile ticaret yapmak isteyenleri tarafından vize ihlali ve vize kapsamında nelerin yapılıp, nelerin yapılamayacağının iyi bilinmesi gerekmektedir.
Genel ziyaretçi vizesi ile iş görüşmesi yapmak kesin olarak yasaklanmıştır. Ticari vize ile de sadece fuarlara katılım, müşteriler ile toplantılara izin verilmektedir. Burada banka hesabı açma ve ticari faaliyet yürütme ise ancak oturum ve iş yapma izni (Residence Permit) olanlar için mümkündür.
Bu ülkeye ticari faaliyet başlatmak isteyenler için aşağıdaki aşamaları basitten zora doğru sıralanmış olarak öneririm;
1- Pazar Araştırması
2- Temsilcilik-Ortaklık
3- Şubeleşme
Birleşik Krallık ve Türkiye’ nin iş yapma biçimi ve sosyal yaşamı birbirinden oldukça farklıdır. Güven ilişkisi burada en önemli hususların başında gelmektedir. Bu nedenledir ki Birleşik Krallık’ ta yerleşik olmayan Türk firmaları ile çalışmakta tereddüt etmektedirler. Burada yapılanma ise maliyetli ve bazen de beklentilerinizi karşılamamaktadır. Bunun için adım adım ve potansiyeli gördükçe buraya doğru adım atılmasını öneriyorum.
Türk firmaların burada şubeleşme çalışmalarında ise üç yol bulunmaktadır;
1. Ankara Anlaşması (Turkish Businessperson Visa)
2. Girişimci Vizesi (yüksek teknoloji konularında, yüksek tahsil ve ileri sevide dil yeterliliği gerekli)
3. Yatırımcı Vizesi (en az 2 Milyon Pound yatırım gerekli)
Yukarıdaki açıklamalardan da görüleceği üzere halen en kolay şubeleşme yolu olarak Ankara Anlaşması geçerliliğini sürdürmektedir. Burada yerleşik bir ortak ile birlikte şirket kurmak ve faaliyet yürütmek ise başka bir alternatiftir.
Ankara Anlaşması’ na göre bu vize türünde onay alımış olanlar, daha sonraki olumsuz değişikliklerden etkilenmeyeceklerdir.
Türkiye’ den nitelikli insanların iş başvurularında da benzer bir durum ile karşılaşmaktayız. Burada yerleşik şirketler vize prosedürlerine girmek istemediklerinden, aday ne kadar vasıflı da olsa, görüşmeleri devam ettirmemektedirler.
Buraya yerleşmek ve şube açmak her ne kadar zor olsa da beraberinde getirdiği yeni fırsatlar emek harcamaya değer niteliktedir.
Türkiye’ nin AB ile gerilen ilişkilerinden sonra, Birleşik Krallık ile yeni ve sağlam bir ticari işbirliği ortamı oluşturabilmesini dilerim.
















Yorumlar